TURK DİZİLERİ

Lale Devri Dizisi 17. Bölüm Özeti

Lale Devri 20 Ocak Bölüm ÖzetLale’nin ölümü üzerinden altı ay geçmiştir. Çınar karısını kaybettikten sonra her şeyden vazgeçmiş ve inzivaya çekilmiştir. Lale’nin ölümünden kendisini sorumlu tutmaktadır. Çiftlik evinde derbeder bir hayat sürmektedir. Ne hayatla ne de işle ilgisi kalmamıştır.

 

Aileden kimsenin sözünü dinlememektedir. Bir tek Yeşim’in kendisine yaklaşmasına izin vermektedir. Yeşim tek aşkı Çınar’ın iyileşip hayata dönmesini sabırla beklemektedir.

Necip, Lale’nin ölümünden sorumlu olduğunu bildiği için vicdan azabı duymaktadır. Zümrüt’e eskisine nazaran daha iyi davranmaktadır. Evliliğin sadece kağıt üzerinde kalacağını düşünen İkbal, ikilinin her geçen gün birbirlerine daha çok yakınlaşmasından rahatsızlık duymaktadır. Necip’i büsbütün kaybetmekten korkan İkbal’in bu yalan evliliği bitirmek için güzel bir planı vardır.

Reyhan, Mehmet’le ilişkisini düzelttiğini düşünmektedir. Çınar’ın yokluğunda şirkette her şeyi kontrolü altına almıştır. Reyhan için hayatında neredeyse hiçbir sorun kalmamıştır ama bu fırtınan önceki sessizlikten başka bir şey değildir.

Yeşim, Ilgaz Holding’te çok başarılı işlere imza atmıştır ama en büyük amacı Çınar’ın onun aşkını görmesini sağlamaktır. Çınar’ın her şeyiyle yakından ilgilenmektedir ve sabırla beklemektedir. Oysa Çınar’ın amacı başkadır. Bir an önce Lale’sine kavuşmak isteyen Çınar’ın acı bir planı vardır.

Fatmagülün suçu ne? yeni bölüm (20.bölüm) fragmanı:

Dört adamın tecavüzüne uğrayan ve tecavüzcülerinden biriyle evlenmek zorunda bırakılan Fatmagül'ün ve onunla evlenmek zorunda kalan Kerim'in hikâyesi işleyen Ay Yapım dizisi Fatmagül'ün Suçu Ne Perşembe akşamı heyecan dolu bir bölümle ekranlara gelecek.


Mustafa, Kerim'in de anlattıklarıyla beraber Fatmagül'ün masumiyetine inanmaya başlıyor. Ve yeni yayınlanan fragmanda Fatmagül ile Mustafa'yı karşı karşıya görüyoruz.


Senaryosunu Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu'nun yazdığı; yönetmenliğini ise Hilal Saral'ın yaptığı Vedat Türkali'nin aynı adlı uyarlama dizisinde bu haftaki gelişmeler şöyle:

Mustafa, Kerim'in anlattıklarını göz önüne alarak Fatmagül'ün masumiyetine inanmaya başlayacak ve aylar sonra Fatmagül'ün karşısına çıkacak.  Tüm yaşananlar karşısında kendisine sırt çeviren eski nişanlısına karşı Fatmagül bakalım nasıl bir tepki gösterecek?

 

 

Nehir Erdoğanın rol aldığı "Aşk bir hayal" atv'de başlıyor...

Nehir Erdoğan, aşiret kızını oynadığı yeni dizisi için gittiği Mardin'e hayran kaldığını anlatarak yörenin gerçeklerinin de dizide yer alacağını söyledi.

nehirerdogan atv'de bu cuma ilk bölümüyle ekrana gelecek olan 'Aşk Bir Hayal' dizisinde oynayan Nehir Erdoğan, 3,5 ay kaldığı Los Angeles'tan döner dönmez dizi çekimi için Mardin'e gittiğini anlattı.

Mardin'in inanılmaz bir şehir olduğunu vurgulayan Nehir Erdoğan, bugüne kadar bir çok şehirde dizi çektiğini ve gittiği şehirleri de çok sevdiğini ancak Mardin'in başka bir enerjisi olduğunu ifade etti.

Dizinin Mardin ve İstanbul'da devam edeceğini, çekimler süresince gidip geleceklerini anlatan Nehir Erdoğan, dizide bir Kürt aşiretinin kızı Asmin'i oynadığını belirtti.

Dizide, Asmin'in, vatani görevini yapan bir subay ile imkansız bir aşkın içine düştüğünün anlatıldığını ifade eden Nehir Erdoğan, "Bu işin aşk kısmı ama orada varolan gerçekleri de es geçmiyoruz tdabi ki. Birebir bir misyonla çıkmadık yola" dedi.

Bir dizi daha bitti!

dizi Yaz aylarında yayınlanmaya başlanan 'Ey Aşk Nerdesin?' dizisi, cuma akşamı final yapıyor
Yaz sezonunda atv'de başlayan ve Burçin Terzioğlu Yıldırım, Tayanç Ayaydın, Görkem Yeltan, Serkan Keskin, Füsun Demirel'in oynadıkları 'Ey Aşk Nerdesin?' isimli dizinin cuma akşamı final bölümü yayınlanacak.

Reyting sıralamalarında çok da aşağılarda kalmamasına karşın dizinin bitirilmesi şaşkınlık yarattı. Keyifli bir 30'lu yaş hikayesinin anlatıldığı dizinin neden bitirildiği ise merak konusu oldu.
Televizyon Gazetesi'nin edindiği bilgilere göre ise Filmfabrik yapım şirketinin, dizinin yayın saatini ve gününü değiştirmesi ile ilgili rahatsızlıktan dolayı devam etmeme kararı aldığı konuşulmakta.

Yapım şirketi, yeni sezonda Parmaklıklar Ardında dizisinden sonra geç bir saatte dizinin başlamasından rahatsız oldu. atv ile sorunun çözülememesi üzerine de diziyi bitirme kararı aldığı şeklinde bilgiler ulaştı.
Ancak diziyle ilgili olarak Filmfabrik firmasının TRT ve Star TV ile görüştükleri ve anlaşma halinde yeni kanalda devam edebileceği de konuşulanlar arasında.

Küçük Kadınlar

kka Ailedeki her kızın ayrı bir acıklı hikayesi var. Böylesi bir senaryo, gülmekten çok ağlamayı seven Türk halkı için biçilmiş kaftan.

Son dönem Türk televizyon kanallarının en çok tutan yayın furyası şüphesiz Türk dizileri. Dizisiz günümüz veya muhabbetimiz yok denecek bir hale geldik neredeyse. Eğitimli eğitimsiz, kadın erkek, çoluk çocuk demeden her bünyeye uygun, yazlık kışlık çeşit çeşit diziler sıra sıra ekranlara dizilmiş nitekim. Seç, beğen, al misali. Birileri hiç nefes almadan bir şeyler sürüp duruyor önümüze. Üretim ve tüketim o kadar seri ki, muhakeme etmemize kasıtlı olarak fırsat bırakılmıyor. Bu kasıtta iç-dış mihrakların rollerini buyrun siz analiz edin.
Yıllardır bu girdaba karşı direndim durdum. Büyük kızıma eşlik etmek babından bu yıl pes ettim. Üzerine bir şeyler konuşup, paylaşmak derdiyle son bir yıldır ben de bu halkada, en zayıf halka olarak yerimi aldım nihayet.
Küçük Kadınlar. Bu dizide annesiz, babasız hatta kimsesiz beş kız kardeşin çetin hayat mücadelesini büyük bir ilgiyle izliyoruz. Abartılı ve bol acıtasyonlu sahnelerin zibil gibi olduğu dizi, bir zamanlar kilo hesabı ile temin edilen Güney Amerika dizilerini pek aratmıyor.
 
Ailedeki her kızın ayrı bir acıklı hikayesi var. Böylesi bir senaryo, gülmekten çok ağlamayı seven Türk halkı için biçilmiş kaftan.
Duygularını yoğun yaşamaktan zevk alan biri olarak yıl boyunca her salı akşamı koltuğa çakılıp, ekrana ağlama duvarı muamelesi yapmaktan kendimi alamadım.
Dizideki Yeliz karakteri ise içimi ayrı bir burkuyor. 
Hayata, güçsüzlüğe ve çaresizliğe karşı duyduğu öfkesini yüzüne ve rolüne bu kadar iyi yansıtabilmesi usta bir oyunculuk kalitesini gözler önüne seriyor.
Ancak dizideki bu karaktere yüklenmiş, yadsınamaz ciddi bir duygu sömürüsü hakim.
Özellikle dizinin son bölümlerine damgasını vuran sahnelerde çokça öne çıkan ana tema, genç bir kıza yapılan tacizdi. Son birkaç bölümde vurgulanan konuyla birlikte yapımcının, zihinlerde iz bırakacak sahneler sayesinde, gelecek sezona dikkati çekme çabası gözlerden kaçmıyor.
Dizinin sosyal bir mesaj kaygısı taşıdığına dair de zerre kadar inancım yok ayrıca. Tamamiyle sistem örgüsünde bir kurşun gibi eritilip işlenmiş konularla dizinin ömrü şimdilik uzun görünüyor.
Özellikle Yeliz’in parasızlık ve çaresizlik karşısında takındığı tutumla senaristin izleyici kafasında “başka hiçbir çıkar yolu yok” fikrini oluştururcasına konuyu ilmek ilmek işleme gayreti de oldukça başarılı.
Toplum olarak halen bazı değerlerimiz dipdiri çünkü. Mazlumdan ve ezilenden yana olup merhamet duymak çok bizden bir his. Bunu nimet bilip, durumu fırsata çevirmeyi iyi bilen yapımcılara da gün doğuyor tabii bu durumda. Özellikle son bölümde eniştesinin tacizlerine, bol sıfırlı para teklifleri karşılığında boyun eğen “kızcağız”ın düştüğü durumdan bu bilincime rağmen ciddi ciddi etkilendim.
Son bölüme öyle kaptırmışım ki kendimi dizi bittiğinde sinirimden zangır zangır titrerken ve hıçkıra hıçkıra ağlarken buldum kendimi.
Şimdi bu satırları okuyan bir kısım okur “E yok mu böyle sahneler gerçek yaşamda” savunmasıyla çoktan gardını almıştır bile. Kuşkusuz var. Hele de Türkiye’de tacizin boyutu ayyuka çıkmışken. Ama yine de bu konu üzerinden birilerinin rant elde etmeye çalışması nedense beni rahatsız ediyor.
Günlük olası kadın muhabbetlerinde söz döner dolaşır bir şekilde tacize dayanır. Gözlemim o ki Türkiye de her üç kadından neredeyse üçü, ömrünün bir deminde, bir şeklide tacizi yaşamış. Önyargılı olduğumu düşünebilirsiniz elbette ama ben bu önyargıyı kaç yılda edindim bunu anlatmam çok uzun sürebilir şimdi. Türkiye’nin en çirkin ve inkar edilemez gerçeklerinden biri de bu işte.
Mesleğimle de ilintili olarak,  eğitim ortamlarında özellikle rehber öğretmenlerle yaptığım görüşmelerde demirbaş konu yine taciz. Özellikle taciz odaklı ensest ilişkiler akılların alamayacağı boyutlarda. Ülkemin ve kadınlarının kanayan bu yarası nerde, nasıl, ne zaman kapanır bilemiyorum. Ama bildiğim şey; korku ve bastırılmışlıklardan dolayı susmaların bu zulmü arttırmaktan başka bir işe yaramayacağıdır. 
 
Kadının halen şiddet ve taciz gördüğü, ayrıca bu tip suçlara verilen cezaların yaptırım gücünün zayıf olduğu bir ülkede yaşamak Türk kadını adına çok büyük şanssızlık.
Bugün bu konuda başta ebeveynler, ardından eğitim, hukuk, siyaset, bürokrasi ve son olarak da küçük kadınlar benim nazarımda sınıfta kalmıştır. Bu ülkede kadın adına değişmesi gereken halen çok şey var. Aksi takdirde küçük kadınlar sonsuza dek küçük kalmaya, asla yetişkin birer kadın olamamaya mahkum kalacaktır.

Marmaris'e abim geldi.

abi "Avrupa Yakası"ndaki Cem karakteriyle Türkiye'nin tanıdığı bir isim haline gelen Levent Üzümcü, "Muro" karakteriyle ünlenen Mustafa Üstündağ ve "Dolu Dizgin Yıllar" dizisinin Gülşen'i Selen Seyven, şu sıralar Marmaris'te. Onları bir araya getirense tatil özlemleri değil, başrolleri paylaştıkları "Abimm" filminin seti. 3'te

Levent Üzümcü (Arif): Rol için kilo almamı abarttılar       

Bu projede size cazip gelen neydi?
- Sinema filmleri nesiller boyunca izleniyor. Ben de ailem yıllar sonra bu filmi izlediğinde, “Ne güzel iş yapmış” desin istiyorum.                 

Arif’i oynamak için kilo almışsınız...
- Zannediliyor ki bu Türk sinemasında ilk kez yapılıyor. Köşe yazarları bile “Oyuncularımız Hollywood’dakiler gibi film için kilo alıp vermeye, oyunculuk yapma başladı” diye yazdı. Sinema yazarları, sinema tarihini bilmiyor! Bunu daha önce Talat Bulut yapmıştı zaten... şu da var; sadece kilo alıp vererek oyunculuk yapılmaz. Sizde yetenek varsa rol için kilo alıp verirsiniz. Bütün filmi bunun üzerine yıkmanın alemi yok. Ama evet 14 kilo aldım. Bizim avantajımız kadınlardan kolay kilo vermemiz. Veririz elbet bu kiloları. Benim derdim sinemaya giden insanların Arif diye bir insanın var olduğuna inanmaları, onunla sevinip onunla üzülmeleri.

Arif’i yaratma aşamasında yardım aldınız mı?
- Aldım tabii. Psikolog olduğu için eşimin bana çok büyük katkısı oldu. “Beyza’nın Kadınları”nda da psikolojik derinliği olan bir rolüm vardı. Bu tarz karakterleri canlandırmayı seviyorum.                    

Set nasıl gidiyor?
- Bu, gördüğüm en problemsiz set. Herkes gayet sakin, egolar ortaya konmuyor. Atla diyorlar atlıyoruz, koş diyorlar koşuyoruz.

Melek ile Arif bir aşk yaşıyor filmde. Selen Seyven’in oyunculuğunu nasıl buldunuz?                        
- Gayet iyi, çatır çatır oynuyor. Birlikte oynamaktan memnunuz.

Seyirci nasıl bir film görecek?
- 4-5 sahne var ki, onlar sayesinde izleyenler uzun süre bu filmi unutamayacak.

“Avrupa Yakası” sayesinde bu kadar meşhur olacağınızı öngörüyor muydunuz?
- Hayır. Bu iş bence Gülse’nin başarısıdır. Türkiye’nin durumunu koklayıp diziye aktarmayı başaran o... ısteseydi rahat rahat 4-5 sezon daha devam ederdi. O diziden her sene bir fenomen çıktı. “Avrupa Yakası” Türk dizileri tarihine geçti.

Yeni sezonda yeni bir dizide görecek miyiz sizi peki?
- Gelen bütün teklifleri geri çevirdim. Biraz eşime ve çocuklarıma zaman ayırmak istiyorum, her şey işten ibaret değil. Yaptığınız işten para kazanırsanız, daha sonrası için seçme şansınız oluyor. Bu rahatlığa sahip olduğum için çok şanslıyım.
Dizi yok ama bir film var. ısmail Güneş ile “Ateşin Düştüğü Yer” adlı bir film çekeceğiz. Elazığlı bir mevsimlik işçiyi canlandıracağım. Kış aylarında A’da çekimlere başlayacağız.

Mustafa Üstündağ (Çetin): Asker kaçağı değilim

Meşhur “abi” siz misiniz?
- ıkimiz de birbirimizin abisiyiz. Önce ben onun, sonra o benim...

Çetin nasıl bir karakter?
- Çetin dediğimiz karakter sevgisiz büyümüş, ana-baba yüzü görmemiş. Sevginin ne olduğunu bilmiyor. Ona bir miras kalıyor ve geldiğinde görüyor mirasın ne olduğunu. O zamana kadar bir kardeşin ne olduğundan habersiz...

Nasıl bir film oluyor sizce?
- Çok komik bir film değil. Arif ile tatile geliyor, parayı buluyor. Orada hafif gülümseten bir durum var ama özünde acıklı bir hikaye.

Levent Üzümcü ile bu sette tanışmışsınız...
- Levent ile film öncesinde birbirimizi tanıyorduk ama bir arkadaşlığımız yoktu. ıyi ki birlikte oynuyoruz, birbirimizin oyununu yükseltiyoruz.

Zihinsel engelli birinin abisi olmak nasıl?
- Çetin karakteri buna eğlenceli bir noktadan bakıyor. Önce bunu kendime bodyguard yaparım derken sonra işler tersine dönüyor. Zor bir şey, bu durumdaki ailelerin Allah yardımcısı olsun. Çok zor.

Bu set bittikten sonra “It Men”e başlıyorsunuz, değil mi?
- Evet, set biter bitmez oraya geçeceğiz. “Kutsal Damacana” tadında bir film olacak. Zaten adı “Kutsal Damacana 2: It Men”. Kurt adamı canlandıracağım. Bunun için plastik makyaj kullanılacak. Suratımın kalıbı alındı, ona göre maske yapılacak.

İki filmin üzerine dizi setine giderseniz...
- Emekleyerek gideceğim artık...

Asker kaçağı olduğunuz söyleniyordu bir ara... O konuda ne diyeceksiniz?
- Babam ve başka kardeşim yok. Annem kanser olduğu için ağır bir tedavi süreci yaşıyoruz. Bu durumdan dolayı tecilim var. “Kurtlar Vadisi seti basıldı” diye haber yaptılar. Bir şey değil, o insanları da töhmet altında bırakıyorlar. Benim kaçak gibi bir durumum yok. Kasım ayında askere gitmeyi düşünüyorum ama eğer annemin kontrolleri 6 aya düşerse...

Kız arkadaşınız ile askerlik yüzünden evlenemediğiniz de yazıldı...
- İlişkimiz devam ediyor, böyle bir muhabbet olmadı ki, ne diyeyim ben.

Selen Seyven (Melek): Ya kanalizasyona düşecek ya da papatya tarlasında koşacağız

Melek de Arif gibi zihinsel engelli mi?
- Evet... Melek benim için çok zor, aynı zamanda her zaman denk gelmeyecek kadar güzel bir rol. 23 yaşındaki bir kadın bedenine ve 5 yaşındaki bir çocuk beynine sahip olmak zor bir durum.

İlk başlarda bu sizi korkuttu mu?
- Hem korktum hem de “Allah’ım keşke külçe altın isteseymişim, verecekmişsin” dedim. Zihinsel engellilerle çalışan danışmanlardan yardım aldım. Bıçak sırtı bir rol. Ya kanalizasyon çukuruna düşeceğiz ya da papatyaların içerisinde koşacağız.

Melek nasıl biri?
- Estetik yargıları olmayan bir çocuk o... “ıhihi” değil “ahahahah” diye gülüyor. Güzel görünen ama bunu önemsemeyen biri. Ona asla acımıyorum, aksine filmin en mutlu kişisi.

Filmde Melek’in tacize uğradığı bir sahne var.
- Evet, ama o bunun farkında değil. Melek’in tek korktuğu sahne orası. Orada bile durumu tam olarak anlamıyor.

Zihinsel engellilerin aileleri sizce bu filme nasıl tepki verecek?
- Onları zaman zaman çok üzeceğini düşünüyorum, çünkü sert bir film oluyor. ıki zeka özürlü var, ikisi de o kadar zararsız ve o kadar masum ki... Arif ve Melek’e sempati besleyecekler. Ailelerin tepkili olacağını pek sanmıyorum. Ancak karakterleri yanlış aksettirirsek sinirlenirler.

Gerçek hayatta aşk meşk var mı?
- şu an için yok ama ufukta hafiften görüyorum. Olursa bağırarak söyleyeceğim. Gizli gizli mesajlaşıyor, cilveleşiyoruz. Kendisi ıstanbul’da. Daha fazla bilgi yok...

Yakın vadede planlarınız neler?
- Bir şiir kitabı çıkaracağım. Ezel Akay’ın çekmesini istediğim bir de film senaryosu yazıyorum. Gerçi onun henüz haberi yok!

SETTEN NOTLAR

* Tıkır tıkır işleyen çekimlerde hiç sorun yok. Set ekibi düzenden son derece memnun. Tek sorunlarının arada bir, çekimlerde kullanılan otomobil ve motosikletlerin çalışmaması olduğunu söylüyorlar.
* Set fotoğrafçısı Güntekin Bey’i sette kene ısırmış, ama Mustafa Üstündağ’ın söylediğine göre kene ölmüş! Güntekin Bey’de hiçbir vukuat yok.
* Levent Üzümcü, Arif karakterini öylesine başarılı oynuyor ki, bir an için onun gerçekten zihinsel engelli olduğuna inanabilirsiniz. Otel çekimleri sırasında kendisini görenlerin “Vay vay ne olmuş bu çocuğa” dediklerini ve bu tepkinin de kendisini çok sevindirdiğini söylüyor.
* Film için 10’larca kişi arasından seçilen Selen Seyven’in adı önce kuşkuyla karşılanmış, ama setteki performansı tüm bu kuşkuları silip atmış.

Türk dizileri Ortadoğulu turisti AVM'lere çekiyor

AYD Başkanı, dizilerin Ortadoğulu turist üzerinde kendi yapacakları reklamdan daha etkili olduğunu söyledi
Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Hakan Kodal, Arap ülkelerinde gösterilen Türk dizilerin alışveriş merkezlerini (AVM) olumlu etkilediğini söyledi. Ortadoğu'dan gelen turistlerin AVM'deki alışveriş trafiğini artırdığını ifade eden Kodal, Türk dizilerinin, kendilerinin yapacağı reklamdan çok daha etkili olduğunu kaydetti. Kodal, "Ortadoğulu turistler, ABD ve Avrupa modeli olarak gördükleri Türkiye'yi kendilerine daha yakın hissediyor" dedi. İstanbul Ticaret Odası ile İstanbul Alışveriş Festivali kapsamında çalışmaları olduğunu belirten Kodal, "AVM'ler açısından turizm ayağı çok önemli bir etken. Turizm yatırımcıları ile önümüzdeki dönemde görüşmelerimiz olacak" dedi.

ZİYARETÇİ AZALDI, CİRO ARTTI

AVM sektörünün 2009 yılını değerlendiren Kodal, bu yılın ilk 6 ayında AVM'leri 450 milyon kişinin ziyaret ettiğini ve 9.5 milyar lira ciro gerçekleştiğini belirtti. Kodal, "Haziran ayında ziyaretçi sayısı yüzde 4 düştü ama cirolarda artış var. Bu da gelen ziyaretçilerin AVM'lerde daha çok harcama yaptığının bir göstergesi" dedi. İnsanların kriz döneminde hava değişimi için ziyaret ettikleri AVM'lere artık harcama yapmak için geldiklerini belirten Kodal, tüketicilerin kriz psikolojisinden kurtularak alışveriş yapmaya başladığını söyledi.

Ayrımcılık yapılmaması gerekiyor
SİGARA yasağının uzun vadede sorun olmayacağını belirten Kodal, "Sigara yasağını sonuna kadar destekliyoruz ama ticari açıdan ayrımcılık yapılmamalı. AVM'lerde ve caddelerdeki mağazalarda aynı uygulamanın yapılması ve mevzuatların işlemesi çok önemli" dedi. Kodal, "Yeni AVM'lerde proje değişikliklerine gidilerek teraslar ve açık alanlar ekleniyor. 'Açık alışveriş merkezi' konsepti daha popüler olmaya başladı" dedi.

Mert ile Gert

Çapkın Mert, tutumlu Gert, güzel Nazlı ve huysuz Servet Hala… Emre Altuğ, Ragga Oktay, Begüm Birgören, Zihni Göktay ve Ayşen Gruda’nın başrollerini paylaştığı “Mert ile Gert” adlı dizi TRT 1'de… Dizinin senaryosu, TRT ekranlarının unutulmazları arasında yer alan “Şaşıfelek Çıkmazı” gibi pek çok sevilen dizi ve filmle adından söz ettiren Mahinur Ergun’un imzasını taşıyor. “Mutluluk” filminin senaristi Kubilay Tuncer de senaryo ekibinde yer alıyor.

Dizinin yönetmeni ise Hakan Aygül.

Zıt karakterler

Aynı babanın ama farklı annelerin çocukları olan iki kardeş…

m Mert ile Gert’in birbirlerine zıt iki karakter olması, bu farklılıklar sonucu yaşanan olaylar, diziyi renkli ve bir o kadar da eğlenceli kılıyor. Sorumluluk sahibi, tutumlu, bilinçli, içine kapanık Gert ile onun tam tersi savurgan, hayatı ciddiye almayan, tembel, soğukkanlı ve çapkın Mert… Mert’in savurganlığı sonucunda iki kardeşin başları ev sahipleri Poyraz Bey’le fena halde derde girer. Huysuz bir emekli olan Poyraz Bey gençleri evden çıkarmak için ne lazımsa yapar. Ancak Mert ve Gert’in hayatları, kendilerini çok seven Servet Halalarının yanlarına yerleşmesiyle ve karşılarına taşınan üç güzel kızın yaşamlarına girmesiyle değişir.

Hayatını senelerce babasının bakımına adamış ve hep bir aile yaşamı düşleyen Servet Hala’nın yeğenlerinden başka kimsesi kalmamıştır. Hastalık hastası yapısı onu huysuz ve çekilmez bir kadın gibi gösterse de aslında melek gibidir. Bu arada Mert, Nazlı’nın, diğer kızlardan farklı olduğunu anlar ve gerçek aşkla tanışır. Fakat Nazlı’yı bu aşka ikna etmesi çok uzun zaman alacaktır. Ömrü boyunca güzelliğinin sıkıntısını çekmek zorunda kalan Nazlı’nın en büyük amacı iyi bir doktor olabilmektir. İlk zamanlar Mert’in aşırı ilgisinden rahatsız olur. Ona güvenmeye başladığında ise bu ilgiye kayıtsız kalamaz.